|
KENDİNİ KANDIRMAK
Kendi hatalarını, güçsüzlüğünü veya herhangi bir eksikliğini örtmek isteyen kişiler, genelde başkalarına çeşitli yönlerde sözlü bazen de fiziksel saldırılarda bulunurlar. Kendi ayıplarını başkalarında varmış gibi gösterirler. Halbuki acınacak duruma düştüklerini bilmezler. Başkalarını kötülemek ne kadar da kolay! Zekasını çekemediği insana “aptal”, “geri zekalı” demek ya da başkasının memleketinin doğal güzelliklerini çekemeyip, kendi memleketindeki az sayıda güzelliği her fırsatta abartarak anlatmak gibi. Her memleket kendi insanı için güzel olabilir ama güzellikten kasıt, herkes için geçerli olan güzelliktir. Doğruyu abartarak anlatan da, anlatılan da bilir. Bu gibi ithamlar ve abartmalar her konuda olabilir. Bazen tembellikte çalışkanlara yönelik, yalancılıkta doğru söz söyleyenlere yönelik, suçlulukta masumlara yönelik gibi… Dikkat edecek olursak bu gibi davranışlar; sosyal bir statü kazanamamış, bir yönde eziklik hisseden kişilerce sergilenen davranışlardır. Zihniyet ise benzerdir; gözleri kendi eksikliğinden uzaklaştırmak, bunun için de bir kurban seçmek ve ona çamur atmaktır. Çamuru atarım, tutmazsa izi kalır düşüncesi… bu şekilde dertten, kederden, eksiklikten kurtulduğunu sanırlar ama yanılırlar. Çünkü gerçek gerçektir ve eksiklikten kaçmak boşunadır.
Rupi jam vincula dicas; Nam luctata canis nodum arripit; attemen illi, Cum fugit, a collo trahitur pars longa catenae. (Persius)
Kırdım diyorsun zincirlerini; Evet, köpek de çeker koparır zincirini, Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak.
Halbuki kendi hatalarına yoğunlaşsalar, eksik yönlerini tespit edip tamamlasalar ve bazı özelliklerimizin bize doğuştan geldiğini ve bunları değiştiremeyeceklerini anlasalar, herkesin farklı yaratılışının ardında bir sır olduğunu anlasalar her şey daha iyi olacaktır. Fakat bunun için dahi belli bir zeka seviyesi ve bilgi birikimi gerekir. Sami TERZİ |